İskeletin Görevi Nedir? – Kemiklerin Ciddi İşleri, Bizim Komik Bakışımız
İzmir’de, 25 yaşında, hayatını sosyal medyada geçirilen saatlerle, arkadaşlarla yapılan muhabbetlerle ve bazen biraz fazla düşünen kafa karışıklıklarıyla sürdüren biriyim. Bugün, öyle derin bir konuya dalacağım ki, hemen her şeyi sorgulayıp, sonunda komik bir yere bağlayacağım. Evet, doğru tahmin ettiniz: İskeletin görevi nedir?
Şimdi, gerçekten kafayı bu konuya takmamın bir sebebi var. Bir gün, arkadaşlarımın evine gitmiştim. Duvarda bir iskelet maketi asılıydı. Oraya bakarken “Ya, bu iskeletin işlevi ne? Hadi canım, kemikler sadece sırtımı taşımakla kalmıyor, daha başka ne işleri olabilir ki?” diye düşünüp, bir anda kendimi iskeletin iş gücünü sorgularken buldum. (Evet, evet, sosyal yaşamı gerçekten derinlemesine analiz ediyorum, yapacak bir şey yok.)
İskelet: Bedensel “Yapı”yı Taşıyan O Şahane Destek
Hadi şimdi ciddi olalım, ama sadece bir saniye. İskeletin en bilinen görevi, vücudumuza destek sağlamak ve şekil vermek. Sanki vücudumuzu inşa etmek için taş duvarlar gibi orada. Ama düşündüm ki, bu kemikler bazen resmen içimizdeki taşıyıcı sütunları gibi, sanki hiçbir şey yapmadan yalnızca “buradayım” diyorlar. “Kemiklerim, bir bakıma gerçekten süper kahramanlar gibi çalışıyor,” dedim bir anda. Ama kimse onları takdir etmiyor. Kimse “Aaa bak, şu kemikler nasıl işini yapıyor!” demiyor.
Örneğin, elleri, kolları, bacakları nasıl hareket ettiriyoruz? Kemikler olmadan hayal edin! Yani hayatta hiç beklemediğiniz bir şey olur ve bir anda yerde yuvarlanırken, “Kemiklerim sağ olsun!” diyorsunuz. Ama kimse onları alkışlamıyor. Ne yapalım, çok alçakgönüllüler, bazen bu kadar işin arkasında kalmayı tercih ediyorlar, ne de olsa hepimizin içine işleyen bir şevkleri var.
İç Ses: “Ama Ya Kemikler Hiç Olmasa?”
Düşüncelerim şunlar… İskeletin görevi nedir? Bu soruyu sorarken, hemen aklıma şu içsel monolog geldi: “Peki ya iskelet hiç olmasaydı? Nerede olurdu bu vücut?” Yani, bakın, nasıl bir hayat düşünün: bacaklar var, ama ne bacak! Her yer felç olmuş gibi, sağa sola kayabiliyoruz. Yani kemiksiz bir hayat gerçekten zor olurdu, öyle değil mi?
“Ne güzel, iskelet var, rahatım!” dedikçe kendime “Nereye kadar böyle gidebilirim?” diye sormaya başladım. O kadar düşündüm ki, sonunda bacaklarımı, kollarımı neyle taşıdım? İşte o zaman düşündüm, “Demek ki kemiklerim yalnızca taşımakla kalmıyor, bir de taşıyorlar.”
Kemikler: “Sadece Sırt mı Taşıyor? Tabii ki Değil!”
Şimdi size kemiklerin biraz daha “artık” işlevlerinden bahsedeyim. Çünkü aslında o kadar önemli işler yapıyorlar ki, sadece kaslarımızın sırtını yasladığı kocaman temeller değiller. Bir kere, kemikler vücudumuzda mineral deposu gibi çalışıyorlar. Kalsiyum, fosfor gibi minerallerin depolandığı ve gerektiğinde vücuda dağıtıldığı yerdir kemikler. Yani “ben taşırım, ama taşımakla da kalmam!” diyebiliriz kemikler için. O kadar işlevsel, o kadar çok yönlüler ki, bir kemik olması bile insanın tam anlamıyla “tam donanımlı” olmasına yetiyor. Peki ya bizim iç sesimiz?
İç ses: “Hımmm, vücudumun destek ve mineral deposu olacağına, bir de kemiklerim hayatımda tam anlamıyla yardımcı oluyor, bak gerçekten faydalılar!”
Kemikler: O Ne Kadar Güçlü, Bir O Kadar Yavaş!
Evet, kemikler her zaman güçlüdür, ama bazen çok yavaşlar. Mesela, bir gün koşarken ayağım burkulmuştu. Kemiklerim “hadi ya, senin işin gücün yok mu?!” diye sanki bana cevap veriyor gibiydi. Ama onlar da biliyorlar ki, bazen takılmak, birkaç hafta boyunca zorlanmak, insanın sağlığı için de iyi olabilir. Bir de kaslarımız var, o kadar güçlüler ki, kemiklerle adeta çatışmalar yaşarlar. Ama sonunda, kemikler hep “hadi bakalım, ben dayanırım” diyerek sükûnetle çözüm sunarlar.
Açıkçası, kemiklerin de bazı hataları oluyor. Mesela, bazen bacaklarımız ya da omurgamız ağrıyor, ama bir şekilde kendilerini toparlayıp, aslında biz fark etmeden devam ediyorlar. O yüzden kemiklerin işi bir yandan da aslında bir “hayat planı” gibi diyebilirim. Hiç ummadığınız anlarda, kaybediyorsunuz kendinizi. Ama bir anda bu kemikler sizi toparlıyor.
Bir İskeletin Görevi Nedir? Ama Gerçekten, Ne İşe Yarar?
Tamam, bütün bunlardan anladık: iskeletin görevi aslında gerçekten basit bir şey gibi görünüyor: vücudumuzu taşıyor, ama bunun ötesinde kemikler aynı zamanda şok emici gibi çalışıyor. Evet, belki de kimse kemiklere teşekkür etmiyor ama, bizim vücudumuzu her zaman koruyorlar. Düşünsenize, kemikler olmasa, bir yerlere çarptığınızda, zıplamaktan başka şansınız olmazdı. Neredeyse her gün bir şeylere çarpıp, ağrılar içinde kalıyoruz. Peki ya kemikler? Onlar yalnızca işi yapıyorlar ve geri plana çekiliyorlar. Kemiklerin aslında gerçekten kahraman olduklarını fark etmemek mümkün mü?
Sonuç: Kemiklerin Gizli Kahramanlıkları
Kemiklerin görevi, her zaman göz önünde olmasa da bir şekilde vücudumuzun temeli. “İskeletin görevi nedir?” sorusuna verdiğimiz cevabın, her şeyin biraz daha derinine inmekten geçiyor. Evet, kemikler yalnızca taşımakla kalmıyorlar, içerdikleri minerallerle sağlığımızı destekliyorlar, bizi dışarıdaki tehlikelere karşı koruyorlar. Bir tür gizli kahramanlar gibiler, yani ne kadar dikkat etsek de bazen gözden kaçabiliyorlar. Herkesin sırtını sıvazladığı kaslar, kalp ve beynin övgüler aldığı bir dünyada, kemikler de aslında kendi başlarına büyük işler yapıyorlar.
Sonuç olarak, arkadaşlar, kemikler hayatımızın gizli kahramanlarıdır. Bunu düşününce, bir gün bir kemikle karşılaştığınızda ona minnettar kalın, çünkü sağlığımızı koruyacak tek şey kemiklerimiz ve onların emekleri. Hem sonunda gerçekten de kaybolmayacak tek şey, kemiklerin verdiği o sağlam destek…