İçeriğe geç

İnternet kimin ?

İnternet Kimin? Modemi Kuranın mı, Faturayı Ödeyenin mi, Yoksa Caps Yapanların mı?

İnternet kimin?

Bak bu soru var ya, ilk bakışta çok basit gibi duruyor. Sanki biri çıkacak ve diyecek ki:

— “İnternet benim kardeşim, yanlışlıkla tüm dünyaya açılmış.”

Ama öyle değil işte. İnternet dediğin şey biraz apartman aidatı gibi. Herkes kullanıyor, kim ödüyor belli değil. Bir de sürekli biri “çok yavaş ya” diye şikâyet ediyor.

Ben bunu ilk ciddi ciddi düşündüğümde İzmir’deydim. Tabii şaşırtıcı değil çünkü ben zaten İzmir’deyim. Yaz sıcağı, vantilatör dönüyor ama sıcak hava üflüyor. Evde internet gitmiş. Modemin ışıkları da yılbaşı ağacı gibi yanıp sönüyor. Ben modemin karşısında çömelmişim, sanki biraz daha yaklaşırsam internet geri gelecek.

Babam salondan sesleniyor:

— “Modemi kapat aç.”

Bence Türkiye’nin milli teknik destek sistemi bu cümle. NASA’da bile kullanılıyor olabilir.

Ben de o sırada düşünüyorum:

“Ya internet gerçekten kimin?”

Çünkü modem bizim evde. Faturayı biz ödüyoruz. Ama giriyorum sosyal medyaya, Amerikalı biri bana kahvaltısını gösteriyor. Japon biri canlı yayın açmış balık temizliyor. Norveçli adam ormanda sessiz sessiz odun kesiyor, ben onu izlerken iç huzuru buluyorum.

Benim internetim nasıl herkesin oldu?

İnternetin Sahibi Olsa Büyük İhtimalle Şifreyi Değiştirirdi

Düşünsene internetin tek bir sahibi olduğunu.

Bir sabah uyanıyorsun:

“İnternet bakım çalışması nedeniyle geçici olarak kapatılmıştır.”

Hayat biter.

İnsanlar panik içinde birbirine bakar. Çünkü artık kimse telefon numarası bilmiyor. Geçen gün annem beni aradı, telefon çaldı diye korktum. O kadar alışmışız ki mesajlaşmaya, biri direkt arayınca “kesin kötü haber var” hissi geliyor.

İnternet gidince insan kendiyle baş başa kalıyor. İşte asıl korku orada başlıyor.

Ben geçen ay internet kesilince bir süre tavana baktım. Sonra dedim ki:

“Demek bu yüzden insanlar eskiden tavla oynuyormuş.”

İnternet yokken zaman aşırı uzuyor. Beş dakika bile Orta Çağ gibi geçiyor.

Bir de modem resetleme anı var. O kadar dramatik ki.

Modemi kapatıyorsun.

Bekliyorsun.

Tekrar açıyorsun.

Ve herkes sessiz.

Evde sanki yoğun bakım ameliyatı var.

Bir ışık yanıyor…

Sonra diğeri…

DSL…

Internet…

Wi-Fi…

Ve bir anda evde bayram havası.

— “Geldi lan!”

İnsanlığın ortak mutluluğu olabilir bu.

Sosyal Medyada Hepimiz Küçük Birer Mahalle Delisiyiz

İnternet kimin bilmiyorum ama sosyal medya kesinlikle mahalle ortamı.

Bir düşün.

Adam gece 03.17’de yazıyor:

“Kimse beni anlamıyor.”

Altına biri geliyor:

“Abi salça tarifi var mı?”

Mükemmel kaos.

Bir gün ben de gece düşüncelere dalmışım. Hayat, gelecek, ekonomik durum, yaş alma korkusu falan… Sonra bir anda önümde şu video çıktı:

“Kapibara limon yiyor.”

Yarım saat onu izledim.

İnsan zihni gerçekten enteresan.

Eskiden filozoflar mağarada oturup varoluşu sorguluyordu. Biz şimdi yatakta yan dönüp reels izlerken sorguluyoruz.

Aradaki gelişim tartışılır.

İnternet Kimin? Sorusu Aslında Biraz da “Biz Neyiz?” Sorusu

Bak şimdi fazla derine gireceğim gibi oldu ama korkma, geri çıkarız.

İnternet enteresan bir yer. Çünkü herkes orada ama kimse tam olarak orada değil.

Mesela biri story atıyor:

“Harika hissediyorum.”

Fotoğrafın çekilmeden beş dakika önce ağlıyordu belki.

Bir arkadaşım vardı. Sürekli tatil fotoğrafı paylaşıyor. Kum, deniz, kahve, gün batımı…

Geçen buluştuk.

Çocuk dedi ki:

— “Hayatım çok kötü gidiyor.”

Dedim:

— “Ama sen internette sürekli Santorini’de geziyordun?”

Meğer eski fotoğrafmış.

İnternet biraz da modern zaman tiyatrosu gibi.

Hepimiz sahnedeyiz.

Kimimiz komik olmaya çalışıyor.

Kimimiz cool görünmeye.

Kimimiz hiçbir şey olmamış gibi davranmaya.

Ama gece yatağa girince herkes aynı şeyi düşünüyor bence:

“Acaba ben ne yapıyorum?”

İşte internetin en garip tarafı bu. Dünyayı birbirine bağladı ama insan yine bazen aşırı yalnız hissediyor.

Bir yandan milyonlarca insan var.

Öte yandan canın sıkılınca buzdolabını açıp kapatıyorsun.

Ve hiçbir şey değişmiyor.

Google Her Şeyi Biliyor Ama Ben Hâlâ Kendimi Çözemiyorum

İnternetin sahibi kim bilmiyorum ama Google kesin mahalledeki her şeyi bilen teyze gibi.

Ben geçen gün sadece bir kere arkadaş ortamında söyledim:

— “Kamp sandalyesi alsam mı?”

Bir saat sonra her yerde kamp sandalyesi reklamı çıktı.

Bu nasıl mümkün olabilir ya?

Telefon beni dinliyorsa bari duygusal destek de versin.

Gece 02.00’de reels izlerken çıksa mesela:

“Bence eski sevgiline yazma kardeşim.”

İşte teknoloji o zaman anlam kazanırdı.

Bir de arama geçmişlerimiz var tabii.

İnsanlığın gerçek yüzü orada.

Kimse mükemmel değil çünkü.

Sabah:

“LinkedIn kariyer gelişimi”

Öğlen:

“Evde tost nasıl yapılır”

Gece:

“Penguenlerin dizleri var mı?”

Bu kadar karmaşık bir canlı türüyüz.

Modemle Kurduğumuz Duygusal Bağ

İlginizi Çekebilecek İçerik: İnternet kimin üzerine kayıtlı ?

Biz modeme gereğinden fazla anlam yüklüyoruz.

Bak ciddi söylüyorum.

Evde internet yavaşlayınca modeme kızıyoruz.

Sanki bilinçli yapıyor.

Modemin de iç sesi vardır kesin:

“Bir dakika dinleneyim ya adam sürekli 4K video açıyor.”

Ben bazen modemin yanından geçerken istemsiz iyi davranıyorum.

Çünkü korkuyorum.

Ya bir gün bana kin tutarsa?

Ya tam önemli bir anda interneti keserse?

Online toplantıda donup kaldığını düşün. Suratın ekranda garip bir yerde freeze oluyor. Ağzın yarım açık.

Karşı taraf seni öyle görüyor.

İnsan onurunu zedeleyen bir durum.

İnternet Cafeler: Dijital Çağın Kutsal Mekânları

90’lar ve 2000’lerin başında büyüyen herkes bilir.

İnternet cafe diye bir gerçek vardı.

Orası başka bir evrendi.

Kapıdan girince yoğun bir tost kokusu.

Arka tarafta Counter oynayan çocuklar.

Birinin sürekli:

— “Abi kasma ya!”

diye bağırması.

Hayat daha basitti sanki.

Şimdi herkesin cebinde internet var ama o heyecan yok.

Eskiden MSN’ye biri girince kalp hızın artardı.

Şimdi mesaj geliyor, üç gün bakmıyoruz.

Teknoloji gelişti ama duygusal reflekslerimiz bozuldu biraz.

Bir de o “çevrimdışı görünüp aslında online olma” olayı vardı.

İnsan ilişkilerinin özeti olabilir.

İnternet Kimin? Bence Biraz da Yalnızların

Bak mizah yapıyoruz ama bu kısmı gerçek.

Gece herkes uyurken internette dolaşan insanların ayrı bir ruh hâli var.

Saat 03.12.

Bir yandan saçma videolar izliyorsun.

Bir yandan hayatını düşünüyorsun.

Bir anda çocukken izlediğin çizgi filmin müziği çıkıyor.

Durup tavana bakıyorsun.

İnsan internet sayesinde geçmişine bile düşebiliyor.

Bir şarkı.

Bir fotoğraf.

Eski bir mesaj.

Hoop.

2017’ye döndün.

Bence internetin sahibi biraz da anılar.

Çünkü en çok onlar dolaşıyor orada.

Yorumlar Kısmı İnsanlığın Gerçek Özeti

İnternetin en vahşi bölgesi yorumlar kısmı olabilir.

Adam yemek videosu paylaşmış.

Altında biri kavga çıkarıyor.

Nasıl başarıyorsunuz bunu?

Bir videoda sadece kedi vardı.

Altına ekonomi tartışması başlamıştı.

İnsan gerçekten bulunduğu her ortamı mahalle kahvesine çevirebiliyor.

Ama bazen yorumlar aşırı komik oluyor.

Adam yazmış:

“Bu tariften sonra eşim beni terk etti.”

Niye yazıyorsun bunu oraya?

Ama okuyunca gülüyorsun işte.

İnternet biraz da topluca saçmalama alanı.

Belki bu yüzden seviyoruz.

Çünkü gerçek hayatta herkes kontrollü davranıyor.

İnternetteyse insanlar tam bir kaos.

Sonuç Olarak İnternet Kimin?

Bence internet kimsenin değil.

Ama aynı anda hepimizin.

Biraz komik insanların.

Biraz uykusuzların.

Biraz yalnızların.

Biraz da can sıkıntısından “acaba ahtapotların kaç kalbi var” diye araştıranların.

İnternet bazen aşırı gereksiz bir yer.

Ama bazen de dünyanın öbür ucundaki bir insanın yaptığı espriyle sana kendini iyi hissettirebiliyor.

Bu küçümsenecek şey değil.

Çünkü insan garip bir canlı.

Kalabalıkta yalnız hissedebiliyor ama tanımadığı birinin attığı komik videoya kahkaha atabiliyor.

Belki de internetin sahibi gerçekten modem şirketleri falan değildir.

Belki internet; gece canı sıkılan, düşünmekten yorulan, biraz gülmek isteyen insanların ortak odasıdır.

Gerçi faturayı yine biz ödüyoruz. O kısım hâlâ sinir bozucu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet mobil girişfamecasino giriş