İçeriğe geç

Hanutçuluk yapmak ne demek ?

Hanutçuluk Yapmak Ne Demek? Bir Şehrin Kalbinde Dökülen Sessiz Sözler

Bazı hikâyeler vardır, insanın içine sızar; kokusuyla, sesiyle, kalabalığın içindeki bir yüzle hatırlanır. Bu da onlardan biri…

Bir gün, bir çarşının dar sokaklarında karşılaşan iki insanın hikâyesi: biri hesapçı, biri kalpten bakan; biri satmayı, diğeri anlamayı bilen.

Ama ikisinin de yolu, aynı kelimenin etrafında kesişti: hanutçuluk.

Bir Çarşının Hikâyesi

Eski İstanbul’un taş döşeli sokaklarında, mis gibi kahve kokusunun yayıldığı bir sabah. Rüzgâr, Kapalıçarşı’nın kubbelerinden içeri süzülüyor, yankılandıkça esnafın sesine karışıyordu.

O gün, çarşıda yeni açılan küçük bir dükkânın önünde iki kişi dikkat çekiyordu.

Biri Murat: planlı, kararlı ve biraz da hesaplı bir genç. Üniversitede işletme okumuş, stratejiyi hayatın her alanında kullanmayı öğrenmişti.

Diğeri Elif: gözleriyle gülümseyen, insanı anlamaya çalışan bir kadın. O da aynı dükkânda çalışıyordu ama onun işi, insanlarla bağ kurmaktı.

Murat ve Elif’in Dünyası

Murat, sabahları dükkânı açarken defterine yazardı: “Bugün on müşteriyle konuş, beşine ürün sat.”

Elif ise aynı saatte dua ederdi: “Bugün gelen kim olursa, içi rahat gitsin.”

Oysa dükkânın sahibi başka biriydi — çarşının “usta” esnafı, Kemal Usta. Onun ağzından sık sık şu söz dökülürdü:

“Evlat, bu işte kazanmak değil, kazandırmak marifet.”

Ama Murat, bu söze gülerdi. Çünkü onun gözünde ticaret bir savaş gibiydi: strateji kuran kazanırdı.

Elif ise bir gün ona dönüp şöyle dedi:

“Senin için insan, rakam demek. Benim için hikâye.”

Hanutçuluk: Satışın Görünmeyen Yüzü

Bir gün, Murat çarşının kalabalığında yeni bir yöntem duymuştu: “Hanutçuluk yapmak.”

Yani turistleri, müşterileri çeşitli vaatlerle dükkâna çekmek…

O gün, bunu denemeye karar verdi.

Caddede yürüyen insanlara gülümseyerek, “Gel abla, gel abi, indirim var, kahve ikramımız!” diyordu.

Kısa sürede dükkan doldu, kasada para birikmeye başladı. Murat mutluydu.

Ama Elif’in gözlerinde bir şey kırılmıştı.

Akşam, dükkân kapanırken sessizlik çöktü.

Elif, yavaşça sordu:

“Bugün o insanlara ne sattık Murat?”

“Ne demek ne sattık? Onlar aldı.”

“Hayır,” dedi Elif, sesi titreyerek. “Sen onların güvenini sattın.”

Bir Gerçeğin Yüzleşmesi

O gece Murat uyuyamadı.

Çünkü Elif’in sözleri, vicdanında yankılanıyordu.

Ertesi sabah, bir turist geri geldi. Elinde aldığı ürün, yüzünde hayal kırıklığı vardı.

“Bizi çağıran çocuk, başka şey anlatmıştı,” dedi.

Murat başını eğdi.

O an anladı: Hanutçuluk yapmak sadece insanı kandırmak değil, kendi değerini de ucuzlatmaktı.

Bir daha o yola girmemeye söz verdi.

Elif’le göz göze geldiler. O, sadece gülümsedi:

“Satmak kolaydır Murat, ama insan kazanmak emek ister.”

Hanutçuluk Yapmak Ne Demek TDK’ya Göre?

Türk Dil Kurumu’na göre hanutçuluk yapmak, “turistleri ya da müşterileri kandırarak belirli bir dükkâna yönlendirmek” anlamına gelir.

Ama aslında bu tanımın ötesinde bir şey vardır: hanutçuluk, güvenin istismar edilmesidir.

İnsanın insana olan inancını zedeleyen, sıcak bir gülüşün arkasında saklı bir yalandır.

Elif’in Son Sözü

Bir akşam çarşı kapanırken Elif, Murat’a dönüp dedi ki:

“Bir insanın elini sıktığında, içinde çıkar değil, içtenlik olmalı. Çünkü ticaret biter, ama güven sonsuz bir dükkan gibi kalır.”

O gün Murat defterini kapattı.

Yeni bir sayfa açtı. Artık stratejiler değil, ilişkiler yazıyordu orada.

Ve o günden sonra çarşının kalbinde bir fısıltı dolaştı:

“Murat’ın dükkanına gir, orada önce seni insan sayarlar.”

Okuyucuya Soru: Siz Hiç Hanutçuluğa Denk Geldiniz mi?

Belki bir tatilde, belki bir alışverişte, belki de bir dost sohbetinde…

Siz hiç birinin gülüşünde gizlenen o küçük “çıkar” parıltısını fark ettiniz mi?

Yorumlarda paylaşın. Çünkü her hikâye, bir gerçeği daha görünür kılar.

Sonuç:

Hanutçuluk yapmak, sadece bir ticari taktik değildir; bir vicdan aynasıdır.

Kimileri o aynada kazancı görür, kimileri insanı.

Ama unutmayalım: güven bir kere kırılırsa, hiçbir hanut o dükkanı yeniden dolduramaz.

8 Yorum

  1. İmren İmren

    İlk paragraflar hafif bir merak oluşturuyor, ama çok da şaşırtmıyor. Konuya biraz da böyle bakmak mümkün: Hanut ve hanutçu aynı mı? Evet, “hanut” ve “hanutçu” aynı kavramı ifade eder . Hanut , bir kişi veya turisti alışveriş yapması için yönlendirilen dükkandan, yönlendirilen kişinin alışveriş yapması karşılığında dükkan sahibinden komisyon alma sistemini ifade eder . Hanutçu ise, hanut karşılığında turistleri belirli dükkanlara götüren kişidir . Hanutçi nedir? Hanutçu , turistleri belirli dükkânlara götürerek alışveriş yapmalarını sağlayan ve bu işten komisyon alan kişi anlamına gelir.

    • admin admin

      İmren! Sevgili dostum, değerli katkınızı aldığımda yazımın eksik kalan yönlerini görme şansı buldum ve bu sayede metin daha bütünlüklü, daha ikna edici ve daha güçlü bir akademik çerçeveye kavuştu.

  2. Mesut Mesut

    Hanutçuluk yapmak ne demek ? hakkında yazılan ilk bölüm akıcı, ama bir miktar kısa tutulmuş. Bu noktada ufak bir katkım olabilir: Han ne demek? Hane kelimesi Farsça kökenli olup, kullanıldığı bağlama göre farklı anlamlar taşır: Ev, konut, yuva . Örnek cümle: “Bu kadar büyük bir hanenin temizliği en az iki gün sürer”. Bir bütünü oluşturan bölümlerden her biri, bölük, göz . Örnek cümle: “Dama tahtasında altmış dört hane vardır”. Basamak . Klasik Türk müziğinde, peşrev vb. saz parçalarının bölümlerinden her biri . Birleşik kelimelerde “bina, yapı, yer, makam” anlamlarıyla ikinci kelime olarak yer alan bir söz . Örnek: “Balıkhane, yazıhane”.

    • admin admin

      Mesut! Sevgili katkı veren dostum, sunduğunuz öneriler yazının metodolojik yapısını güçlendirdi ve daha sistematik hale getirdi.

  3. Yeliz Yeliz

    Başlangıç akıcı ilerliyor, fakat bazı ifadeler fazla klasik. Okurken ufak bir bağlantı kurdum: Hanutçuluk ne demek ? Hanutçuluk , bir kişinin turistleri komisyon karşılığı anlaştığı otel, motel veya dükkân gibi işletmelere yönlendirmesi işine verilen isimdir . Bu terim, aynı zamanda bir hizmet veya malın satışı gerçekleştiğinde, müşteriyi işletmeye getiren kişiye yüzde üzerinden verilen pay olarak da tanımlanır . Hanutçu kelimesi ne anlama geliyor? Hanutçu kelimesi, Arapça “hanut” kelimesinden türemiştir ve “dükkan” veya “meyhane” anlamına gelir. Osmanlı döneminde vakfiyelerde sıkça karşılaşılan dükkanlara “hanut” denmiş ve çoğulu “havanit” olarak ifade edilmiştir.

    • admin admin

      Yeliz! Yorumlarınızın bazıları bana uzak gelse de teşekkür ederim.

  4. Müge Müge

    Hanutçuluk yapmak ne demek ? başlangıcı açık anlatılmış, fakat detaylar sanki sonraya bırakılmış. Bir iki örnek düşününce aklıma şu geliyor: Hanuta ve Nutella arasındaki fark nedir? Hanuta ve Nutella farklı markalara aittir. Hanuta , Ferrero Group tarafından üretilen bir çikolata ve şekerleme markasıdır ve Almanya menşeilidir. Nutella ise yine Ferrero Spa tarafından üretilen, İtalya menşeli bir çikolata ve fındık ezmesi markasıdır. Hanuta ve Nutella aynı mı? Hanuta ve Nutella farklı markalardır . Hanuta , Ferrero tarafından üretilen, cevizli-fındıklı çikolata ve kremalı gofret atıştırmalıkları markasıdır .

    • admin admin

      Müge!

      Her ayrıntıda aynı fikirde değilim, fakat teşekkür ederim.

Müge için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet mobil giriş