CMK 190 Maddesi: Bir Hukuk Savaşının İçinde Kaybolmuş Bir Genç
Hayatımda yaşadığım en karanlık anlardan biriydi. O anı hatırladıkça, hala içimde bir ağırlık, bir umutsuzluk hissi uyanır. Kayseri’de bir akşam, soğuk bir kış günüydü. Kar, bir yorgan gibi her yeri örtmüş, her şey sessizdi. Ama içimdeki fırtına dinmek bilmiyordu. O gün hayatımın dönüm noktalarından birini yaşadım. O günden önce hukuk, sadece kitaplarda okuduğum bir şeydi; o günden sonra ise bir gerçekle yüzleşmek zorunda kaldım: CMK 190.
Hayatımın Kader Anı
Her şey bir polis çağrısıyla başladı. Kayseri’nin sokaklarında sıradan bir akşam geçirirken, bir anda hayatımın kontrolünü kaybettim. Bir yakınımın başı derde girdi. Suçlamalar ağırdı, deliller azdı, ama herkesin gözleri onu suçluyor gibiydi. Bir anlık panik, kaygı ve kararsızlık içinde, “Hukukçular ne yapar?” diye düşündüm. Yardım edebilecek miydim? Bilgim yetersizdi, ama bir şey vardı: bir şans, bir umut. Ve o umut, CMK 190’du.
CMK 190, ceza muhakemesinde şüpheli ya da sanığın savunmasını yapma hakkını düzenleyen bir maddeydi. Bu, şüphelinin hukuki haklarının korunması için önemliydi. Ama o an CMK 190’ın ne anlama geldiğini tam olarak idrak edememiştim. Duygularım, düşüncelerimle yarışıyordu. Gidip de savcıya ya da hakimlere nasıl bir şey söyleyecektim? CMK 190, savunma hakkının temelini atıyor, ama bu temeli ne kadar sağlam kullanabilirdim? Kendimi güçsüz ve çaresiz hissettim.
Duygularımın Büyüsü
Hukuk ve adalet hep uzakta gibi gelmişti. Ama o anda o kadar yakın hissediyordum ki. Sanki savunmayı yaparken, her kelimenin içinde bir anlam, bir kayıp vardı. Savunmanın ne kadar güçlü olduğu, insanın ruhunu kurtarabilir mi diye düşündüm. O günden önce, “Bu işte hukukçular zaten her şeyi bilir” derdim. Ama şimdi, duygularımın içinde kaybolarak, hukuk kitaplarına daha derin bir şekilde bağlandım.
Bir yanda bir hayatı savunmanın gücü, diğer yanda da geçmişin acıları ve kaygıları vardı. CMK 190, savunmanın hak olduğunu, her bireyin adil yargılanma hakkının güvencesi olduğunu söylüyordu. O madde, bir anda bana sadece bir hukuk kuralı değil, bir insanlık hakkı gibi görünmeye başladı. Kendime, “Bu sistemin içinde bir yerim var mı?” diye sordum. Bu sistemde bir yerim olduğunu, bir hakkımın savunulabileceğini ancak o kadar net bir şekilde hissettim.
Umutsuzluk ve Hırs
Adliye koridorlarında yürürken, o kadar kararsızdım ki… Savcı ve hakimlerin arasında dolaşan sert bakışlar, insanların belirsizlik içinde yaşadıkları korku, tedirginlik… Her şey karmaşıktı. Birçok kez gözlerimdeki umutsuzluğu fark ettim, ama aynı zamanda bir hırs da doğmuştu içimde. Bir insanın savunma hakkı, hayatının dönüm noktasını belirleyecek bir haksa, bu hakkın ne kadar önemli olduğunu kavramak gerekirdi.
CMK 190, savunmanın sadece bir hak değil, aynı zamanda bir görev olduğunu da hatırlattı. Savunmasız bir insanı düşünün… İşte o anda, ne kadar güvensiz, ne kadar kırılgan olduklarını düşündüm. Kendim de o savunmasızlığa, o kaybolmuşluğa bir adım daha yaklaşıyor gibiydim. Savunmayı yapabilmek, içimdeki en büyük korkuyu yenebilmekti. Ama tüm bunları aşabilmek için ne gerekiyordu?
Hukukun Ardında Bir İnsanlık Hikayesi
Savunma hakkını ilk defa o kadar içselleştirmiştim ki, CMK 190’ın ne kadar önemli olduğunu düşündükçe, her şeyin bir insanlık mücadelesine dönüştüğünü fark ettim. Hukuk kitaplarında yazan kurallar, birer soyut kelimeden ibaret değildi. O kurallar, insanlar için, hayatlar için vardı. Birinin hayatını kurtarmak, onun bir gün daha yaşamasını sağlamak… Bunu fark ettiğimde, sadece hukukun değil, insanlığın savunulması gerektiğini düşündüm.
Beni en çok etkileyen şey, o sırada bir avukatın yaptığı açıklamaydı. “Herkes savunulmayı hak eder,” demişti. O an, gerçekten ne demek istediğini içimde derinden hissettim. CMK 190, bu hakka sahip çıkıyordu. Ne kadar büyük bir sorumluluk olduğunu, ne kadar kıymetli bir şey olduğunu o an anladım.
Sonuç: Umut Var, Yeter Ki Savunma Hakkını Unutmayalım
İçimdeki karmaşadan bir şekilde sıyrıldım. O andan sonra, hukuk bana sadece bir meslek ya da soyut bir alan gibi değil, bir insanlık görevi gibi gelmeye başladı. Savunma hakkı, sadece kanunlarda değil, insanların kalplerinde ve ruhlarında olmalıydı. Her birimiz savunulmayı hak ediyoruz. CMK 190, sadece bir madde değil; her insanın kendi kimliğini, hayatını ve onurunu savunabileceği bir temel hak.
O günden sonra, savunma hakkına, insan haklarına ve adalete olan inancım daha da güçlendi. Belki de hukuk, bir kurallar bütünü olmaktan çok daha fazlasıdır. Bir insanın yaşama hakkı, en temel haklardan biridir. Eğer CMK 190 gibi maddeler bu hakları savunmaya devam ederse, belki de hayatta kaybolan tek şey umut değil.