107 Derecelik Bir Açının Türü Nedir? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir İnceleme
İstanbul’da, sokakta, iş yerinde, ya da toplu taşımada gözlemlediğimiz her bir sahne, toplumsal yapımızın ve insanların birbirleriyle nasıl etkileşime girdiğinin bir yansımasıdır. Herkesin hayatı bir açı kadar geniş ya da dar olabilir. Bazen bu açı, gündelik hayatta farkında olmadığımız kadar derin anlamlar taşır. İşte bu yazıda, oldukça basit bir soru olan “107 derecelik bir açının türü nedir?” sorusuna toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından bakmaya çalışacağım. Her şeyin bir açısı olduğu gibi, toplumsal yapının da açıları vardır. Ve bu açıların çeşitli gruplar için anlamı, şekli, genişliği ve hatta daralması çok farklı olabilir.
107 Derece: Matematiksel Bir Kavramın Sosyal Bir Yansıması
Öncelikle bu açıyı matematiksel açıdan inceleyelim. 107 derece, 90 dereceden biraz daha fazla, 180 dereceye ise oldukça uzak bir açı. Bu, genellikle “gelişmiş” bir durumu ifade eder, çünkü 90 dereceyi aşmak, bir şeyin sıfırdan gelişmeye başladığını, bir noktada sıfırın ötesine geçtiğini gösterir. Bu açı, yer değiştiren bir şeyin, ilerlemesinin bir işareti olabilir. Peki, bu kavramı toplumsal bağlama taşıdığımızda ne anlam ifade eder? Bu açıyı toplumdaki grupların hayatındaki kırılma noktaları, ilerleme süreci veya daralma zamanlarıyla ilişkilendirebiliriz.
Benim deneyimlerime göre, İstanbul sokaklarında, toplu taşımada, bazen ofiste ya da bir kafede gözlemlediğim birçok sahne, insanların hayata bakış açılarının, toplumsal cinsiyetin ve sosyal rollerin nasıl şekillendiğini net bir şekilde gösteriyor. 107 derece, bir bakıma toplumsal yapıda “ilerleme”yi ifade ederken, bazen bu açı, herkes için aynı şekilde genişlemez ya da herkesin bu açıya ulaşması eşit olmayabilir. Bu, toplumdaki çeşitlilik ve sosyal adaletin tam da merkezinde yer alıyor.
Toplumsal Cinsiyet Perspektifi: 107 Dereceyi Kimler ve Nasıl Görür?
İstanbul’da yaşarken, hem kadın hem de erkek olarak toplumsal cinsiyetin bana nasıl bir açı sunduğunu bazen çok net bir şekilde hissediyorum. Sokakta yürürken, kimi zaman bir kadına bakışlar, kimi zaman ise bir erkeğe yöneltilen sorular, bize belirli bir açıyı gösteriyor. Örneğin, bir kadının sokakta yalnız yürürken yaşadığı güvensizlik, sosyal normların ona dayattığı dar açıları temsil eder. Oysa aynı sokakta, bir erkeğin yalnız yürürken hissettiği güvende olma duygusu, 107 derecelik bir açıya benzer bir “gelişmişlik” göstergesi gibi.
Bir kadının “saf” ve “duyarlı” olması beklenirken, bir erkeğin “güçlü” ve “sert” olması bekleniyor. Bu toplumsal cinsiyet rollerinin, aslında bireylerin hayatını nasıl daralttığını ve genişlettiğini gözlemleyebilirsiniz. Toplum, 107 derecelik açıyı, sadece güçlü ve güçlü görünmek isteyenler için genişletirken, toplumsal cinsiyetin dayattığı kalıplar içinde kalanlar, bu açıyı daraltmak zorunda kalıyorlar. Kadınlar, birçok kez sosyal yaşamda bu açıyı genişletme hakkından mahrum bırakılıyorlar.
Çeşitlilik ve İnsan Hakları: Farklı Açılar, Farklı Deneyimler
Çeşitlilik ve insan hakları, 107 derecelik açının en çok konuşulması gereken boyutlarıdır. İnsanlar, farklı kimliklerle var oldukları için bu açıları farklı şekillerde deneyimler. Gündelik yaşamda, toplu taşımada ya da işyerlerinde farklı etnik kökenlerden, cinsiyet kimliklerinden, yaşlardan ve kültürlerden gelen insanlar aynı açıyı farklı bir şekilde görürler.
Bir örnek üzerinden gidelim: Diyelim ki, bir iş yerinde, “yönetici” pozisyonunda olan bir kişi kadınsa, bu kişinin aldığı bakışlar, hem onun liderlik becerilerini sorgulayan bir açı hem de onun cinsiyetinden dolayı yaşadığı baskılardır. Çeşitliliğin ve sosyal adaletin daha fazla olduğu bir ortamda, bir kadın yöneticiye bakış açısı, sadece onun cinsiyetine değil, sahip olduğu bilgi ve becerilere de saygı duyan bir açıya dönüşebilir.
Bir başka örnek, LGBTİ+ bireylerin yaşadığı açılarla ilgili. İstanbul’da toplu taşıma araçlarında ya da sokaklarda LGBTİ+ bireylerin karşılaştığı ayrımcılık, onların hayatındaki açıları daraltır. Toplumun, çeşitli kimlikleri kabul etme açısı ne kadar genişse, o kişilerin yaşamı da o kadar genişler. Ama ne yazık ki, toplumsal cinsiyet ve cinsel kimlik açısından çok daha dar bir açıyla karşı karşıya kalıyorlar. Bu, sosyal adaletin en büyük eksikliklerinden biridir.
Sosyal Adalet ve 107 Derece: Adaletsiz Açıların Genişliği
Sosyal adaletin olmadığı bir toplumda, bu açıların daralması kaçınılmazdır. Toplumsal cinsiyet, etnik kimlik, cinsel yönelim gibi faktörler, bu açıların genişliğini veya daralmasını belirler. Ne kadar adaletli bir toplumda yaşarsak, o kadar geniş açıların içinde yaşarız. Ama İstanbul gibi büyük bir şehirde, bazen bu adaletin eksik olduğunu hissedebiliyoruz. İnsanlar, her gün farklı açılarda yaşamaya çalışıyorlar, ancak bazen toplumsal yapılar, bu açıları daraltıyor.
Örneğin, toplu taşımada yaşadığımız bir başka gözlem, iş yerindeki veya sosyal alandaki eşitsizlikle doğrudan bağlantılı. Kadınlar, bazı ortamlarda “sesini çıkarmadan” oturmak zorunda kalırken, erkekler bu baskıları daha az hissedebiliyor. Ya da bir insanın fiziksel engeli nedeniyle toplu taşımada yaşadığı zorluklar, onun toplumsal yapıda karşılaştığı açıların ne kadar dar olduğunun bir göstergesi. İşte sosyal adaletin eksik olduğu bu toplumda, herkesin 107 derecelik açıyı görmesi, aslında çok da mümkün olmuyor.
Sonuç: 107 Derecelik Açı – Kim İçin Geniş, Kim İçin Dar?
Sonuç olarak, 107 derecelik açı, bir bakıma toplumsal yapının çeşitli gruplar üzerindeki etkilerini anlamamıza yardımcı olabilir. Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet perspektifinden bakıldığında, bu açıların ne kadar genişlediği ya da daraldığı, toplumun adalet anlayışına doğrudan bağlıdır. İstanbul sokaklarında yürürken, her birey bu açıdan farklı bir deneyim yaşıyor. Kimi için bu açı genişlerken, kimi içinse daralır. Önemli olan, bu açıları herkes için eşit bir şekilde genişletmektir.